Merhaba, kul sıkışmadıkça hızır yetişmezmiş. Bazen kendi kendimizin hızırı oluruz. Yetiştim.
Yazmak bana şifa oluyor, hep böyle oldu. Fakat ben bazen kendimi unutuyorum. Sahneye ve onun kargaşasına kapılıyorum, korkuyorum; kalbim durmamacasına çarpıyor. Halbuki kendimin başını okşayacak biri var o da bizatihi burada. Her şey geçecek, geçiyor. Kaygıdan ölecek gibi hissetsem de, durumu kurtaracak yeni bir hamle düşünsem de. Hep iyi gördüklerim, hem eziyet olanlar, evet hepsi geçecek geçiyor. Sadece ruhum kalacak. Ben de gelip geçeceğim. Hem kendimden hem de dünyadan.
İnsan kendini nasıl da kolayca kandırıyor. Yalanlara inandırıyor. Bunlar o kadar çabuk oluyor ki. Takip edemiyorum. İzini kaybettiklerim gölge olup çöküyor. Bak bir anlık daldığımda bile dünyaya daldım. Sıkıntılarıma çözümler düşündüm. :) Belki de bu halimi taşımayı öğrenmeliyim. Fakat güzel bir yola adım atarak.
Yine de güzel şeyler oluyor. Hayata, insanlara eskisi gibi kırgın, kızgın hissetmiyorum. Alacaklı da hissetmiyorum. Olanı olduğu gibi kabullenmekte eskisinden daha hafifim. Sakinim. Yalnızca kapılmamalıyım sahneye. Kalbimi dinlemeliyim. Kalbim yazmamı söylüyor. Yazınca iyileşeceğime inanıyorum. Yine de sonra bunları okurken minik anılardan başka bir şey kalmayacak. Geriye sadece kalbimin halleri kalacak. Ey kalpleri evirip çeviren, kalbimi sana çevir, gönlüme sen gir. Gelip geçenlerde hep seni göreyim. Kimseyi kurtarmak kuvvetinde değilim kendimi bile. Sadece yönelmek, sığınmak ve aczimi kabul etmek.
Yorumlar
Yorum Gönder