Kendini Gerçekleştirmek


Kişisel gelişim kitaplarının içini boşalttığı bir olgu olan kendini gerçekleştirme eylemi, aslında hayatımızın ana gövdesini oluşturan bir müşküldür. Her insana Allah tarafından özel bir mizaç bahşedilmiştir. Herkesin hayata tesiri farklıdır bildiğiniz üzere; Bazıları diğerlerinden daha sessiz, bazısı girişken, bazısı çok heyecanlı, bazısı ise hassas biri olmasıyla bilinir. Biz insana özel verilmiş bu özelliklere umumî olarak mizaç diyoruz. Enbiya, evliya, mütefekkir ve sanatçılar da kendine has mizaçlarıyla karşımıza çıkar. Hadis-i şerifte geçtiği üzere: İnsan ne için yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır.”


Mizaç ise  Allah vergisidir. Kişinin mizacını değiştirmesi, kişiliğinin dışına çıkması mümkün değildir esasen. Fakat kendisini tanıyıp, geliştirmesi ise en mühim görevlerinden biridir. İnsan henüz aklî yetkinliğe ulaşmadan, bu görevi üstlenen ise ebeveynleridir. Her çocuk henüz keşfedilmemiş bir dünyadır bu açıdan. Onu tanıyıp, yönlendirmek; kendisini ortaya çıkarmasına yardımcı olmak kadar temel bir şey yoktur. Çoğu ebeveyn belki bundan gafil olarak, çocuğun mizacını tanımaya çalışması gerekirken ona hazır bir hayat formu sunar ve bunu gerçekleştirmesini talep eder. Bazen bu hazır hayat formu çocukla uyum gösterir ve mizacına göre bir hayat yaşaması mümkün olur. Ne yazık ki çoğu zaman ise içinde bulunduğu hayat tarzı ve meslekle yabancı olan yetişkinlerle karşı karşıya kalırız. Ebeveynin yanlış yönlendirmesinin yanı sıra içinde bulunduğumuz sistem de çocukları ve yetişkinleri tek tipleştirir. Bunun dışında kalan insanları aşağılar ve yetersizlikle itham eder. Sözüm ona herkes üniversite mezunu olmalıdır hatta en aşağı tıp yahut hukuk okumalıdır içinde bulunduğumuz topluma göre. Tüm bu yanlış eğitim ve yönlendirmelerin sonucunda, kendi mizacına göre bir işle meşgul olmayan çoğu insan ise mutsuz ve tatminsiz bir hayat geçirir.


Her ne kadar anlamsız bir sistemin içine sıkışmış da olsak en azından kendimizi keşfedip o doğrultuda yetiştirmemiz mümkün. Biz kendimizi tanımak ve bilmek üzerine bir adım atacak olursak, her türlü tecrübe ve bilgi bu anlamda bir marifete dönüşecektir. Sistemin bize empoze ettiği değersizlik hissinden kurtulursak ve kendimizi tanımak için gayret edersek karakterimiz tahakkuk etme imkanını bulacaktır. Mizacımızı işlemek ise kolay bir iş değildir. Gayrete muhtaçtır. Tembellik ve boşvermişlikle olacak bir şey değildir. Sokrates'in dediği gibi öğrenme bir hatırlama işidir. Bilgi bize sonradan gelmez, içimizde saklıdır. Kendi mizaç ve karakterimiz hakkındaki bilgi de içimizde saklı ve inkişaf etmeyi bekler. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu ise bu durum için ''kendinden zuhur'' der. Bize bizi hatırlatacak eşya ve hadiselere ihtiyacımız var. Eğer kendimizden tamamen habersiz değilsek, bu zamana kadar meylettiklerimizi ve iyi bir şekilde yapabildiklerimizi kısmen tespit etme imkânına sahip olmuşuzdur. Bundan sonrası ise tespit ettiklerimizi tekâmül ettirme ve henüz keşfetmediklerimizi de keşfetme çalışmalarına girişmek olmalıdır.


Bir nevi kendi varoluş anlamımızı bulma ve imkânlar nispetince onu ileriye taşımak bizlerin esas görevidir.




 
 
 

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar